ABD’de Göçmen Baskınlarında Gözetim Artıyor: Vatandaşlar da Kapsama Alanında
ABD İç Güvenlik Bakanlığı'nın göçmen operasyonlarında kullandığı gözetim teknolojileri, vatandaşların da bu taktikler nedeniyle endişelenmesine yol açıyor. Yüz tanıma ve geniş veri tabanları kullanılarak yapılan kimlik kontrolleri, mahremiyet endişelerini artırıyor.
ABD’de göçmen operasyonları kapsamında İç Güvenlik Bakanlığı’nın (DHS) gözetim yöntemlerini artırması, vatandaşların da bu taktiklerin hedefi haline gelmesi endişelere neden oluyor. Minneapolis’te yaşanan bir olayda, işine giden Luis Martinez’in federal ajanlar tarafından durdurulup yüz taramasından geçirilmesi, bu durumun bir örneğini teşkil ediyor. Ajanlar, Martinez’e kimliğini sorarken aynı zamanda cep telefonunu yüzüne yaklaştırarak biyometrik verilerini kaydetti.
Bu tür taktikler, Trump yönetiminin Minnesota’daki göçmen baskınlarında yaygın olarak kullanılıyor. Yetkililer, operasyonların ciddi suçlulara odaklandığını belirtse de, fotoğraflar, videolar ve belgeler, ajanların biyometrik gözetim ve geniş veri tabanlarına dayandığını gösteriyor. Bu durum, dijital gözetim sistemlerinin göçmen baskınlarında merkezi bir rol oynamasına işaret ediyor.
Sivil özgürlük uzmanları, bu sistemlerin şeffaflık ve denetim eksikliğiyle vatandaşları ve göçmenleri kapsama riski taşıdığı konusunda uyarıyor. Son bir yılda DHS ve diğer federal kurumlar, yerel, eyalet, federal ve uluslararası kurumlarla yapılan anlaşmalar ve teknoloji şirketleriyle olan sözleşmeler sayesinde kişisel verileri toplama, paylaşma ve analiz etme yeteneklerini önemli ölçüde genişletti. Bu veri tabanları arasında göçmenlik ve seyahat kayıtları, yüz görüntüleri ve araç veri tabanlarından elde edilen bilgiler bulunuyor.
Yüz Tanıma Teknolojisinin Yaygınlaşması
Martinez’in olayında, yüz taraması herhangi bir eşleşme bulamadı ve ABD pasaportunu gösterdikten sonra serbest bırakıldı. Martinez, bu tür bir karşılaşmadan korktuğu için pasaportunu yanında taşıdığını belirtti ve Minnesota’nın eskiden herkes için bir cennet olduğunu ancak şimdi insanların korkudan eyaletten kaçtığını söyledi.
Savunuculara göre, federal yetkililer, yüz tanıma, plaka okuyucular ve telefon konum verileri gibi teknolojilerle Amerikan şehirlerini daha önce hayal bile edilemeyecek bir ölçekte izleyebiliyor. Bu sistemler, insanların günlük rutinlerini ve ilişkilerini yeniden yapılandırmaya olanak tanıyor.
DHS, gözetim araçlarının genişleyen kullanımı hakkında yaptığı açıklamada, kolluk kuvvetlerine duyarlı yöntemleri açıklamayacağını belirtti. Kurum, bu teknolojilerin suçluların yakalanmasına yardımcı olurken sivil özgürlükleri ve mahremiyeti de gözettiğini iddia etti.
Ancak, eski bir Gümrük ve Sınır Koruma (CBP) danışmanı olan Dan Herman, hükümetin yüz tanıma ve diğer kişisel verilere erişiminin, yeterli denetim olmadan insanların mahremiyet haklarına ve sivil özgürlüklerine tehdit oluşturduğunu savunuyor. Herman, bu verilerin kötüye kullanılma potansiyeli konusunda herkesin endişelenmesi gerektiğini vurguluyor.
Mobil Fortify Uygulaması ve Vücut Kamerası Görüntüleri
DHS, yüz tanıma uygulaması Mobile Fortify‘ı kullandığını açıkladı. Bu uygulama, ajanların kimlik doğrulaması için aldıkları yüz taramalarını ‘güvenilir kaynak fotoğrafları’ ile karşılaştırıyor. Uygulamanın, CBP ve Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) tarafından göçmen baskınlarından önce de kullanıldığı belirtiliyor.
Görüntülerde, federal ajanların insanlardan rıza istemeden cep telefonlarını yüzlerine tutarak tarama yaptığı ve bazı durumlarda itirazlara rağmen taramaya devam ettiği görülüyor. Minnesota’da bir baba ve oğlunun gözaltına alındığı olayda da ajanların biyometrik detayları yakalamak için telefonlarını insan yüzlerine yaklaştırdığı rapor edildi.
Bu teknoloji havaalanlarındaki yüz tanıma sistemlerine benzese de, Martinez’in belirttiğine göre havaalanı taramalarının aksine kendisine herhangi bir seçenek sunulmadı. Illinois eyaleti ve Chicago şehri tarafından DHS’ye karşı açılan bir davaya göre, Mobile Fortify sahada 100.000’den fazla kez kullanıldı. DHS ise uygulamanın yalnızca belirli göçmenlik verilerini kullandığını ve yüksek bir eşleşme eşiğiyle çalıştığını belirtti.
ABD Sivil Haklar Komisyonu, yüz tanıma araçlarının kullanımı için federal yönergeler olmadan, bu teknolojilerin doğruluğu, denetimi, şeffaflığı, ayrımcılığı ve adalete erişim konularında endişelere yol açtığına dair bir rapor yayınladı.
Geçen yıl Trump yönetimi, ICE memurlarına vücut kameraları verme programını geri çekmiş olsa da, Minneapolis’teki bir ölümle bağlantılı bazı ajanların kamera taktığı ve görüntülerin incelendiği bildirildi. Vücut kamerası görüntüleri, göçmenlik ajanları tarafından vurulan Alex Pretti’nin ölümündeki olayları netleştirmeye yardımcı olabilir.
Gelişen Teknolojiler ve Yapay Zeka
DHS ve bağlı kurumlar, kolluk kuvvetleri faaliyetlerinde kullanılanlar da dahil olmak üzere 100’den fazla yapay zeka sistemini pilot olarak deniyor veya kullanıma sunuyor. Kongre, geçen yıl CBP’ye sınır gözetim sistemlerini geliştirmek ve yapay zeka ile diğer gelişen teknolojileri eklemek için 2,7 milyar dolardan fazla yetki verdi.
Son haftalarda DHS, teknoloji şirketlerinden ve veri sağlayıcılarından soruşturmalarını desteklemeleri ve insanları tespit etmeleri konusunda daha fazla bilgi istedi. Uzun süredir hükümetin yüklenicisi olan Palantir’e, sınır dışı edilmek üzere işaretlenmiş kişileri bulmak için tasarlanmış bir sistem oluşturma sözleşmesini uzatmak için 30 milyon dolar ödendiği belirtildi. DHS’nin ayrıca Flock Safety gibi plaka okuyucu şirketleriyle ortaklıklar kurarak izleme yeteneklerini genişletmeyi araştırdığı bildiriliyor.
Brennan Center for Justice’den Rachel Levinson-Waldman, gözetim araçlarına daha fazla fon ayrılmasının manzara değiştirdiğini ve bu teknolojilerin göçmenler için geliştirilirken, ABD vatandaşlarına karşı da kullanılıp kullanılamayacağı sorusunu gündeme getirdiğini ifade etti.